Gaziantep hakkında

COĞRAFYA VE NÜFUS
         İlin rakımı 850 m’dir. İlin yüzölçümü 6222 km kare olup, ülke yüzölçümüne oranı yaklaşık % 1’dir. Güneyinde Suriye Devleti ile Kilis ili, doğusunda Şanlıurfa iline bağlı Birecik ve Halfeti ilçeleri, kuzeydoğusunda Adıyaman iline bağlı Besni ilçesi, kuzeyde Kahramanmaraş ili Pazarcık ilçesi, batıda Osmaniye ili, güneybatıda Hatay ilinin Hassa ilçesi yer almaktadır.
 
         İlimizin doğusunda kalan büyük bir parçası Güneydoğu Anadolu Bölgesi içerisinde, İslahiye ve Nurdağı ilçeleri ile Şahinbey ilçesinin bir bölümü Akdeniz Bölgesinde yer almaktadır.
 
         Yüzölçümü 6222 km kare olan ilimiz; Güneybatıda Hatay, batıda Osmaniye, kuzeyde Kahramanmaraş ve Adıyaman, doğuda Şanlıurfa illeri, güneyde de Suriye ile çevrilidir.
 
         İl alanının yaklaşık dörtte birini ovalar oluşturur;İslahiye, Barak, Oğuzeli, Araban ve Yavuzeli’dir.
 
         Nüfus; en son yapılan nüfus sayım sonuçlarına göre Gaziantep’in nüfusu 1,258,249 olarak belirlenmiştir. Gaziantep il merkezleri nüfus büyüklüğüne göre Türkiye’nin 6., illerin nüfus büyüklüğüne göre ise 11. ildir. Gaziantep, Türkiye nüfusunun % 2’sine sahip olup nüfus yoğunluğu Türkiye ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin 2,3 katıdır.

EL SANATLARI

 a)Bakırcılık: Gaziantep bakır işletmeciliğinin tarihi çok eskilere dayanmaktadır.Bakırlar yekpare olarak imal edilir, yani lehim ya da bir başka yolla birleştirme yapılmaz.
 
b) Sedefçilik: Hammaddesi, midye kabuğu, çeşitli teller ve ceviz ağacı olan Sedef ve Sedefkarlık sanatı Ortadoğu ülkelerinde doğmuş ve 15. yüzyıldan sonra Osmanlılara geçmiştir. Sedefçilik asırlarca değişik motif ve desenlerle zenginleştirilerek mimari yapılarda, kullanım eşyalarında ve silah süslemelerinde kullanılmıştır
 
c)Gümüş İşlemeciliği: Yöremizde antik şehir özelliği taşıyan Karkamış, Dülük, Belkıs kentleri ve höyüklerden çıkartılan gümüşler, gümüş işçiliğinin ve kullanımının ilimizde ve yöremizde eskiden beri çok yaygın olduğunu göstermektedir.Günümüzde hızla çoğalan Gümüş İşleme Atölyeleri bu sanatın Gaziantep’te çok hızlı geliştiğini ve önemli döviz girdisi sağladığını göstermektedir.
 
d) Yemenicilik: Yemeni, üstü kırmızı ya da siyah deriden, tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ve çok sıhhatli olan ayakkabılara denir. Yemeni diken insana da “Köşker” denir
 
e) Antep El İşlemesi : Antep işi, beyaz kumaş üzerine iplik sarılarak ve çekilerek, beyaz, sarı, krem rengi ipliklerle çeşitli susma ve ajurlarla süslenerek işlenir. Antep işi, ilk defa Antep ve çevresinde ev hanımları tarafından yapıldığı için bu adla adlandırılmıştır.
İşlemelerin eski Türk işleme karakterini taşıması bu işlerin yerli halk tarafından yapıldığını göstermektedir. Günümüzde işleme tekniği bozulmadan sim, renkli iplikler ve yardımcı nakış iğneleri kullanılarak çok güzel işlemeler yapılmaktadır
 
f) Küpçülük: Küpçülüğün yöremizde M.Ö. 6000’li yıllardan beri yapıldığı arkeolojik kazılardan anlaşılmaktadır.Topraktan yapılan bu ürünler günümüzde süs eşyası, çiçek saksısı ve turistik hatıra eşyası olarak değerlendirilmektedir.

 g) Kuyumculuk: Altın işlemeciliği ilimizde Cumhuriyet’in ilanından sonra gelişmiştir.Gaziantep’te yapımı devam eden Altın Merkezi’nin faaliyete geçmesiyle Altın Borsası kurulacaktır. Gaziantep altın işlemeciliğinin en önemli özelliği mamullerin 22 ayar olarak imal edilmesidir.
 
h)Antep Kilimciliği: Antep kilimlerinin hammaddesi öküz, deve ve at tüyü, koyun yünü ve keçi kıllarıdır.Antep kilimleri tezgah, şekil, dokunuş biçimleri ve nakışları yönünden diğer yörelerin kilimlerinden çok farklıdır.

i) Kutnuculuk: Hammaddesi; floş (suni ipek) ve pamuk ipliği olan ve tamamen el tezgahlarında dokunan kutnu bezi, Türkiye’de sadece Gaziantep’te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Kutnu kumaşı, yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş ve milli kıyafet olarak da kullanılmaktadır
 

j) Aba Dokumacılığı: Aba; deve, öküz, ve at tüyünden, keçi kılından ve koyun yününden dokunan özel bir kumaştan yapılan bir erkek giysisidir. Abalar dokunduğu ipin ve kumaşın rengine, boyuna ve giyildiği yörenin ismine göre isimlendirilirler.

SANAYİ VE TİCARET

         İlde tekstil, gıda,kimya, plastik, makine-metal, çimento, inşaat başta olmak üzere çeşitli sektörde üretilen ürünler arasında pamuk ve sentetik iplikten, ev tekstili triko ve halıya; makarna ve kırmızı mercimekten, Antep fıstığı ve çikolataya; sentetik çuval plastik ürünler metal ürünlerden, oto yan sanayi ve tarım aletleri gibi ürünlere kadar bir çok ürün çeşidi bulunmaktadır.
 
         İhracat hacmi 2002 yılında yaklaşık olarak 600 milyon dolar seviyelerinde gerçekleşmiştir.2003 yılında en fazla ihraç edilen ürünler arasında makine halısı, akrilik sentetik polipropilen iplik, sentetik mensucat izlemektedir. Gaziantep ürünleri ihracatçılar tarafından A.B.D.’den Çin’e kadar dünyanın çoğu ülkesine ulaşmaktadır.
 
         Toplam 12 milyon metre karelik alanda yaklaşık 407 işletme fiilen faaliyette bulunmaktadır. İlin ticari hayatının gelişmesinde önemli bir paya sahip olan Örnek Sanayi ve Küçük Sanayi sitelerinde yaklaşık 3000 KOBİ faaliyetini sürdürmekte ve toplam 25.000 işçi istihdam edilmektedir. Gaziantep’teki büyük sanayi ve işyerleri sayısı Türkiye toplamının % 4’ünü, küçük sanayi işyerleri sayısının %6’sını meydana getirmektedir.
 
İhracat Rakamları 
 
                                                        2004                    2005                    2006
 
Tekstil ve Hammaddeleri                  859,153               1.232.361     
Hububat Bak. Ve Mam.                   221.978                  375.839
Kuru Meyve Mamülleri                    114.359                   116.778
Canlı Hayvan Su Ürün. Mam.              5.516                      3.565
Diğer İhracat (Kombine)                  190.294                  194.216
Genel Toplam                                 1.391.340            1.922.309  
TURİZM
GAZIANTEP KALESI           
 Gaziantep şehir merkezinde, gerek ihtişamı ve heybetiyle, gerekse bir sır gibi gizlediği tarihiyle dikkati çeken Gaziantep Kalesi, Türkiye’deki kalelerin en güzel örneklerindendir.
            Kalenin ne zaman ve kimler tarafından inşa edildiği hususunda kesin bir bilgi olmamakla beraber, yapılan incelemeler sonunda kalkolitik dönemden itibaren iskan gördüğü bilinmektedir. Bugünkü biçimini ise Bizans İmparatoru Justinyanus döneminde M.S. 6. yüzyılda almıştır.
            Kale, daire planlı olup, çevre uzunluğu 1200 metredir.Büyük taşlardan örülmüş duvarlar12 kule burçla desteklenmiştir.Kalenin üzerinde cami, sarnıç ve yapı kalıntıları bulunmaktadır.Alt bölümlerde üst yapıya destek sağlamak amacıyla büyük odalar, galeriler ve dehlizler inşaa edilmiştir.Ana kütle altında ise bir su kaynağı bulunmaktadır.
ZEUGMA
 Büyük İskender’in komutanlarından Seleukos imparatorluğunun kurucusu Seleukos I.Nikator (M.Ö 312-281) Fırat’ın doğu yakasında Pers asıllı karısı Apama için Apameia am Euphrat (Keskince/Tilmusa) batı yakasında ise kendi adına Seleukeia am Euphrat (Fırat üzerindeki Seleukeia) adlı iki tane kent kurmuştur. Daha sonra Zeugma adını alan batıdaki yerleşme; Kommagene Krallığının dört önemli kentinden birisi olmuş ve konumundan dolayı hızla gelişmiştir. Roma hâkimiyetine giren bölge Anadolu kökenli askerlerden oluştuğu için, 4. skitia lejyonu adını alan askeri garnizonun burada konumlanması Zeugma’nın önemini daha da artırmıştır. İki yüzyıl Roma imparatorluğunun en üst düzey yönetici ve subaylarına ev sahipliği yapmıştır. Askeri önemi yanında doğu-batı dünyasının önemli merkezleri arasında işlek bir ticaretin geçiş noktası olmuştur . M.S. 2 yüzyılda en görkemli günlerini yaşayan kent, M.S.250’de Sasani hükümdarı I.Şapur’un Durayı kuşatıp ele geçirmesinden sonra, 256 yıllarında Zeugma’nın da Sasanilerce yakılıp yıkıldığı buluntulardan anlaşılmıştır. M.S. 4.yy da Zeugma geç Roma hakimiyetine girer. M.S.5–6 yy erken Roma hâkimiyetine girer. VII.yy İslam akınları sonucu terk edilir. X-XII. yy. da küçük bir islami yerleşme olur. XVI. yy. bugün ki Belkıs köyü kurulur.
 
ZEUGMA'NIN KONUMU VE ÖNEMİ
 
 Zeugma Antik Kenti, Gaziantep İli Nizip ilçesi,Belkıs Köyü sınırları içersinde,Fırat Nehrinin kıyısında yer alır.Yaklaşık olarak 20 bin dönümlük arazi üzerinde kurulmuştur.Kentin adı Köprübaşı ya da Geçityeri gibi anlamlara gelir.Fıratın geçilebilir en sığ yerinde olması nedeniyle tarihin her döneminde önemini korumuştur.80 bin nüfusuyla dönemin en büyük kentlerindendir.
 
DÜLÜK ANTİK KENTİ
    Gaziantep kent merkezinin 10 km kuzeyinde bugünkü Dülük köyünde bulunmaktadır. Tarihi İpek Yolunun üzerinde bulunan Antik Kent' te M.Ö. 600.000 yılında Şarklı Mağarada insanların yaşadığına dair bulgular elde edilmiştir. Bu mağaradaki taş aletlerden bölgenin silah endüstrisindeki durumu tespit edilmiştir. Tarihte Doliçhe olarak bilinen kent Hititlerin baş tanrısı Teşup'un din merkezi olmuştur. Klasik dönemlerde de önemini koruyan Doliçhe ve Baş Tanrısı Teşup ; Roma dönemlerinde de önemini koruyarak Jupiter Doliçhenus diye anılmaya başlamıştır. Bu inanç Romalı askerler sayesinde avrupa içlerine, İngiltere' ye Kuzey Afrika' ya kadar yayılmıştır. Daha sonra idari ve dini özelliklerini Belkıs'a ve Ayıntap' a kaptırarak önemini yitirmiştir.
Bugün köyün doğusunda kalan Keber tepesinde kazı çalışmaları yapılmakta olup, her gün yeni bulgular ortaya çıkarılmaktadır. Dülük Köyünün içinde ve çevresinde bulunan birçok kaya mezarları ise temizlenerek ziyarete açılmaktadır.
RUMKALE
    Rumkale (Hromgla), Gaziantep’ in Yavuzeli İlçesine bağlı Kasaba Köyünde, Fırat Nehri ile Merziman çayının birleştiği Fırat' ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü müstahkem bir tepe üzerindedir. Rumkale' nin tarihi hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte çok eski tarihlerden beri Fırat boyuna hakim olmasıyla stratejik bir kale özelliğine sahiptir. İlk kez M.Ö. IX. Yüzyılın ortalarında Asur, Med,Pers, Roma ve Arapların hakimiyetinde kalmıştır. Antik dönemdeki adı Hromgla olan manastır görümündeki bu yerde Hz. İsa' nın havarilerinden biri olan johannes (Yohenna)' in Roma döneminde Rumkale' yi merkez yaparak Hrıstiyanlığı Rumkale ve civarlarında yaymaya çalıştığı ve ayrıca kayadan oyma bir odada Yohenna' nın İncil Müsveddelerini sakladığı, daha sonra ise Johannes İncilinin Beyrut' a kaçırıldığı rivayet edilmektedir. Yohenna' nın mezar' ınında kalede olduğu ve bu nedenle de Hrıstiyanlarca da kutsal sayıldığı bilinmektedir.
Rumkale ,Haçlı seferleri sırasında Haçlılar'ın 1098 yılında kurmuş oldukları merkezi Şanlıurfa'da bulunan Urfa Haçlı Kontluğu'nun başlıca kalelerinden birisi olmuştur. Daha sonra Haçlılar'ın Mağlup edilip bölgeden çıkarılmasıyla 1292 yılında kale ve çevresi Müslümanlar tarafından ele geçirilmiştir. Müslümanların eline geçen Rumkale' de ve bölgede Türk -İslam döneminde yapılan birçok eserler bulunmaktadır. Türk – İslam sanatının özelliklerinin de görülebileceği kaleden , kullanılmayacak kadar harabe olan birde mescit bulunmaktadır.
Rumkale' nin toplam sekiz burcu mevcut olup, güneydeki kayalık uzantısı yarık şeklinde kesilmiş böylece kale girişi tek yöne aktarılmıştır. Giriş yolu üzerinde 30-50 metre aralıklarla kulelerle korunan bir geçit inşa edilmiştir. Kale iki sıra halinde olup, yarıya kadar toprağa gömülüdür. Rumkale bölgedeki kalelerin en büyüklerinden birisi olup, görkemli yapısı, tabiat güzellikleri ve İnanç Turizmi kapsamındaki konumu ile görülmeye değer tarihi yerlerden birisidir.
 
YESEMEK     
Gaziantep Müze Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyet gösteren Yesemek Açık Hava Müzesi, İslahiye ilçesinin güneydoğusundaki yamacın üzerinde yer alır. Bu yamaç “Karatepe Sırtı” adı ile tanınmakta olup, Kurt Dağı’nın güney uzantısını teşkil etmektedir. Müze’nin İslahiye ilçesine uzaklığı 23 km.  Gaziantep’e uzaklığı ise 113 km. olup yolu asfalttır. Ulaşım İslahiye ilçesinden olduğu gibi Hatay’a bağlı Akbez yolu ayrımından Kilis iline giden yolla da sağlanmaktadır.
            Müze; yayınlara “Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi” olarak geçmiştir. Arazi menekþemsi gri renkte, dolarit diye de tanımlanan bazalt taşlardan oluşmaktadır. Bazalt taşlar gayet sert ve çok ince gözenekli olup son derece kalitelidir.
Yesemek ilk defa 1890 yılında Zincirli’de (Sam’al) kazı yapan Felix Von LUSCHAN tarafından keşfedilmiştir. Buradaki sistemli araştırma ve kazı çalışmaları 1958 – 1961 yılları arasında Prof. Dr. Bahadır ALKIM başkanlığındaki bir ekip tarafından yürütülmüş ve 200’e yakın heykel taslağı çıkarılmıştır. Geçtiğimiz yıllarda ise Arkeolog İlhan TEMÝZSOY tarafından yapılan arkeolojik kazılarda toprak altında kalan heykellerin gün ışığına çıkarılması ile 300 adet yontu ve heykel taslağına ulaşılmış; söz konusu alan Gaziantep Müzesi Müdürlüğü tarafından çevre düzenlemesi yapılarak Açık Hava Müzesi haline getirilmiştir.
 
 KARKAMIŞ HARABELERİ

    Karkamış harabeleri Suriye sınırında bulunan Karkamış İlçesinin güneyine düşen ve bir kısmı Suriye topraklarında bulunan bir antik kenttir. Yapılan kazılardan kentin neolitik dönemden beri iskan gördüğü anlaşılmaktadır. Gılgamış Destanı Geç Hitit döneminde Karkamış şehrinin ortostatlarında tasvir edilmiştir. Buradan elde edilen eserler günümüzde Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. Mayınlı askeri sahada bulunan harabeler, mayınlardan temizlenmeyi beklemektedir.
 


 

 AMERİKAN DOLARI :
  1.5858 - 1.5934
 EURO :
  2.0052 - 2.0149
 İNGİLİZ STERLİNİ :  
  2.3896 - 2.4021
 100 JAPON YENİ :
  1.6829 - 1.6941
  • Yeni Web Sitemiz Hakkındaki Düşünceleriniz ? 

  • Gagiad'ın Çalışmalarını Nasıl buluyorsunuz? 

  • Son Ödül törenimizi nasıl buldunuz? 

  • Alfabetik Sıralama
  •   Ip : - 38.103.63.59
    Online Ziyaretci: - 2
    Toplam Ziyaretci: - 0
    Sayfa gosterim :7.830